Anasayfa › Web Tasarım
Web Tasarım
Web tasarım, bu şehrin koşullarından başlar: araç girmeyen sokaktaki mekâna nasıl gelineceği, avuca sığan bir el işinin ekranda gerçek boyutuyla görünmesi, sanal turun yeri ve üye olmadan verilebilen sipariş.
Web Tasarım Araç Girmeyen Bir Sokaktaki Mekâna Nasıl Gelineceğini Sayfada Nasıl Gösterir?
Akşam inerken, eski şehirde araç yolunun bittiği yerde bir taksi durur. Şoför iki valizi kaldırıma indirir ve yukarıyı gösterir: “Bundan sonrası merdiven.” Misafirin telefonunda konak otelin sitesi açıktır; sayfada bir harita ile tek satırlık bir adres vardır, hangi basamaktan çıkılacağını söyleyen bir cümle yoktur. Web tasarım, misafirin tam bu anda aradığı şeyi sayfaya önceden yerleştirme işidir.
Mardin merkezde yamaca kurulu eski şehrin sokakları dardır ve basamaklıdır; birçoğuna araç giremez, kimi yerde yol evlerin altındaki kemerli geçitten, abbaradan geçer. Harita uygulaması arabayla gelen kişiyi çoğu zaman yolun bittiği meydana ya da otoparka kadar getirir ve orada “vardınız” der. Oysa kapıya daha vardır. Yolun son parçası yürünür ve o parçayı haritadaki çizgi pek göstermez.
Bu yüzden sayfaya “Nasıl gelinir” başlıklı ayrı bir bölüm konur. Bölüm önce arabanın nereye bırakılacağını söyler: hangi otopark, hangi meydan. Sonra yürüyüşü tarif eder; sokak adıyla değil, gözün gördüğü işaretlerle: çeşme, kemerli geçit, merdivenin başındaki taş ev. Her dönemeç için bir fotoğraf eklenir. Bu kareler binanın güzel cephesini değil, misafirin yürürken önünde göreceği manzarayı, yürüdüğü yöne doğru gösterir.
Bölüm zor olanı da saklamaz. Yolda çok basamak olduğu açıkça yazılır; sayısını ancak işletme saymışsa verir, tahmin yürütmez. Valiz için yardım var mı, varsa nasıl istenir? Merdiven çıkamayan biri için daha az basamaklı bir yol bulunuyor mu, bulunmuyorsa bu dürüstçe söyleniyor mu? Hava karardıktan sonra gelen misafir hangi numarayı arayacak, onu yolun başında kim karşılayacak?
Tarifin yanına, yürüyüş yolunu telefonun harita uygulamasında açan bir bağlantı konur; bağlantı misafirin evinden değil, arabanın bırakıldığı noktadan başlar. Aynı metin rezervasyon onayıyla birlikte misafire de gönderilir. Çünkü insan bu tarifi yer ayırtırken okumaz; geldiği gün, elinde valizle arar. O anda siteyi yeniden açıp bölümü bulmak zorunda kalmamalı, tarif mesajlarının arasında hazır durmalıdır.
Bölümün sınavını oraya hiç gelmemiş biri verir. Tarif eline verilir, arabanın bırakıldığı yerden kapıya kadar yürümesi istenir; duraksadığı her köşe, metnin eksik kaldığı yerdir. Web tasarım işinde bu deneme, sayfanın renginden önce gelir. Çekül, taşın dik durup durmadığını gösteren ağırlıklı iptir; onu sitenize dışarıdan ve ücretsiz tutarız. Yol tarifi bulunmayan iletişim sayfası orada oynak taş, yani yerinde kımıldayan parça olarak yazılır.
Küçük Bir El İşi Ürünün Gerçek Boyutu Ekranda Nasıl Anlatılır?
Mardin merkezde bir gümüşçünün sitesinde, bembeyaz bir zeminde duran bir çift telkâri küpe telefon ekranını baştan başa doldurur. Tırnak kadar mıdır, avuç içi kadar mı? Fotoğraf bunu söylemez; yanında boyunu kıyaslayacak hiçbir şey yoktur. Alıcı onları kulağında iri, sallanan birer damla gibi hayal eder ve sipariş verir. Kutudan çıkan küpeler ise kulak memesini ancak örten, küçük ve zarif işlerdir.
Beyaz zemin ürünü temiz gösterir, ama ölçüyü siler: aynı karede bir kolye ucu broş kadar da görünebilir, madalyon kadar da. Çaresi, ürünü tanıdık bir şeyin yanına koymaktır. Küpe kulakta, yüzük parmakta, bilezik bilekte, kolye boyunda gösterilir. İnsan üzerinde çekmek mümkün değilse avuç içi ya da herkesin boyunu bildiği bir eşya, örneğin bir çay kaşığı, aynı işi görür.
Fotoğrafın yanına rakam da yazılır. En ve boy santimetreyle, zincirin uzunluğu yine santimetreyle, gümüşte ve altında ağırlık gramla verilir. Bu bilgiler üç ekran alttaki bir sekmede değil, fotoğrafın hemen altında, fiyatla aynı bakışta görünen yerde durur. “Orta boy” ya da “zarif” gibi sözler ölçü değildir; birinin ortası, ötekinin küçüğüdür. Cetvelle ölçülmüş rakam ise herkese aynı şeyi söyler.
İki fotoğraf iki ayrı iş görür. Biri boyu anlatır: parça bir elin, bir bileğin üzerinde, biraz uzaktan çekilir. Öteki işçiliği anlatır: tellerin kıvrımı, lehimin temizliği, taşın oturuşu yakından gösterilir. İkisini tek kareye sığdırmaya çalışmak ikisini de bozar. Takım hâlinde satılan ürünlerde ölçü tek tek yazılır; küpenin boyu, kolye ucunun eni, zincirin uzunluğu ayrı satırlarda durur.
Telefonda alıcı ayrıntıyı görmek için iki parmağıyla fotoğrafı açar; sayfa buna izin vermelidir. Kimi tasarımlarda fotoğraf büyümez, kimilerinde büyütmeye çalışırken bir sonraki kareye kayar. Yakınlaştırmanın işe yaraması için fotoğrafın kendisi de yeterince büyük yüklenmiş olmalıdır; küçük bir kareyi büyütmek yalnızca bulanıklığı büyütür. Dosyanın sayfayı ağırlaştırmaması için büyük hâli, ancak alıcı dokunduğunda çağrılır.
İnsan üzerindeki fotoğraf, rakamın anlatamadığını anlatır: parçanın bedende nasıl durduğunu. Rakam da fotoğrafın çözemediğini çözer: elin büyük mü, parçanın küçük mü olduğunu. Biri eksikse alıcı boşluğu hayaliyle doldurur. Yanlış kurulan bu hayal, el işi ürünlerde iadenin sık rastlanan nedenlerinden biridir. Web tasarım açısından ölçü, ürün sayfasının süsü değil, fiyat kadar görünür durması gereken temel bilgisidir.
Sanal Tur ya da 360 Derece Fotoğraf Bir Mekânı Anlatmaya Ne Kadar Yeter?
Kızıltepe’de bir düğün salonu, içini adım adım gezdiren bir sanal tur yaptırır. Teslim günü tur, bürodaki büyük ekrana yansıtılır; herkes beğenir. Aynı hafta, salonu görmeden karar vermek isteyen bir gelin adayı siteyi otobüs durağında, telefonundan açar. Ekranın ortasında gri bir halka döner durur. İçeriyi göremez; sayfada yazıyla hiçbir şey anlatılmadığı için salon hakkında başka bir şey de öğrenemez.
Sanal tur, bir mekânın içinde çepeçevre dönülebilen, odadan odaya geçilen bir dizi fotoğraftır. Yüklendiğinde ikna edicidir: konak otelin avlusundan odaya nasıl çıkıldığı, düğün salonunda sahnenin masalara ne kadar uzak düştüğü, atölyede tezgâhların nasıl dizildiği düz bir fotoğraftan daha iyi anlaşılır. Mekânı görmeden para gönderecek biri için bu, kapıdan içeri bir bakış atmaya yakındır.
Yüklenmediğinde ise yüktür. Dosyaları ağırdır; zayıf bağlantıda dakikalarca bekletebilir. Baş parmakla yönetmesi zordur: ziyaretçi sayfayı kaydırmak isterken turun içinde döner, dönmek isterken sayfa kayar. Kimi ziyaretçi turun içinde kaybolur; kendini bir duvara bakarken bulur, çıkışı arar. Sayfanın en üstüne konmuş, kendiliğinden başlayan bir tur, daha tek satır okunmadan ziyaretçinin sabrını ve internet kotasını tüketir.
Bu yüzden tur seçmeli olmalıdır: “Sanal turu aç” yazan açık bir düğmenin arkasında bekler, sayfayla birlikte yüklenmez. İşin büyük bölümünü ise sıradan fotoğraflar görür; yeter ki bir yürüyüşün sırasıyla dizilsin: kapı, avlu, merdiven, oda, teras. Her karenin altına tek satır yazılır: burası neresi, bir önceki kareye göre ne yanda? Ziyaretçi parmağıyla ilerler, yolunu kaybetmez.
Turun bir de ömrü vardır. Geçen yılın perdelerini, değişmiş masa düzenini, artık bulunmayan mobilyayı gösteren tur yanıltır; misafir gördüğü odayı bekler, bulamayınca kendini kandırılmış sayar. Turu yaptırırken iki şey kararlaştırılır: mekân değiştiğinde çekimi kim, hangi bedelle yenileyecek ve tur o zamana kadar yayında kalacak mı? Çekim tarihini turun yanına yazmak, eskimiş bir görüntünün yol açacağı tartışmayı baştan azaltır.
Tur, yazılı bilginin yerini tutmaz. Kapıya kaç basamakla çıkıldığı, salonun kaç kişi aldığı, odanın ölçüsü yazıyla söylenir; ziyaretçi bunları dönerek aramak istemez, arama motoru da görüntüden çoğu zaman çıkaramaz. Web tasarım kararı olarak sıra bellidir: önce yazı, sonra yürüyüş sırasına dizilmiş fotoğraflar, en sonda isteyenin açacağı tur. Yazı bu sayfanın kilit taşıdır; ötekileri yerinde o tutar.
Üye Olmadan Sipariş Verilemeyen Bir Sitede Müşteri Neden Yarı Yolda Kalır?
Bir alıcı, sepetine üç kalıp bıttım sabunu koyar, adresini harf harf yazar ve “Devam” düğmesine basar. Karşısına sipariş özeti değil, bir üyelik formu çıkar: kullanıcı adı, içinde büyük harf ve rakam bulunan bir şifre, ardından e-postaya gönderilecek bir onay bağlantısı. Alıcı telefonu masaya bırakır; sonra bakarım, der. Çoğu zaman o “sonra” gelmez, sepet de öylece kalır.
Vazgeçmenin nedeni tembellik değildir; istenen her şey küçük bir iştir ve işler birikir. Belki bir kez alışveriş yapacağı bir dükkân için şifre uydurmak, onu bir yere yazmak, e-posta kutusunda onay mektubunu aramak gerekir. Mektup gecikir ya da istenmeyenler klasöründe kaybolur. O ana kadar yazdıkları da çoğu zaman silinmiştir. Alıcı ürünü istemektedir; istemediği şey üyeliktir.
Çözüm, üye olmadan sipariş vermeye izin vermektir. Alıcı adını, adresini, telefonunu yazar ve öder; hesap açmak ona siparişten sonra, onay ekranında önerilir: “Bu bilgilerle bir hesap açalım mı?” Tek dokunuşla açar ya da açmaz. İkinci kez gelen müşteri hesabın yararını kendisi görür; ilk kez gelen için ise hesap, kapıda uzatılan bir form değil, çıkarken yapılan bir tekliftir.
Formda yalnızca teslimatın gerektirdiği sorulur: ad, teslimat adresi, telefon ve siparişin onayı için bir e-posta adresi. Doğum tarihi, meslek, ikinci bir telefon gibi alanlar alıcıyı yavaşlatır, işletmeye de saklamak zorunda kalacağı fazladan bilgi yükler. Bütün bedeller de son adımdan önce gösterilir: ürünün fiyatı, kargo ücreti, varsa kapıda ödeme farkı. Son ekranda birden beliren bir kalem, yarıda bırakmanın bir başka nedenidir.
Üç ayrıntı daha işi tamamlar. Bir alan yanlış doldurulduğunda form boşalmaz; yazılanlar yerinde kalır, yalnızca hatalı kutu ne istendiğini söyleyen bir cümleyle işaretlenir. Ödeme sayfası aynı sitenin devamı gibi görünür; renkler ve logo değişirse alıcı başka bir yere düştüğünü sanıp durabilir. Sipariş tamamlanınca onay hemen ekranda belirir ve ayrıca mesajla gönderilir; alıcı paranın boşa gitmediğini o an bilmek ister.
Elde yapılmış bir avuç parça satan bir atölyenin ilk gün müşteri hesapları tutmasına gerek yoktur; sakladığı her kişisel bilgi, korumakla yükümlü olduğu bir emanettir. Web tasarım burada işi sadeleştirir: az soru, açık bedel, hemen gelen onay. Site adresinizi bir notla yollayın; çekülü ücret almadan tutar, sipariş yolundaki oynak taşları gösterir, hangisinin hangi ay taş listesine, yani onayınıza gelecek işlere gireceğini yazarız.
Yürüyüş tarifini fotoğraflarla hazırladım ama yol üstündeki dükkânlar sık değişiyor; tarifi ne zaman yenilemeliyim?
Tarifi baştan değişmeyecek işaretlere dayandırın: çeşme, kemerli geçit, merdivenin başı, köşedeki taş ev. Dükkân tabelası ya da boyalı bir kapı işaret olarak kullanılmaz. Her mevsim başında yolu elinizde tarifle bir kez yürüyün; tutmayan cümleyi ve kareyi o gün değiştirin. Gelen misafirlere nerede duraksadıklarını sormak da metni kendiliğinden düzeltir.
Küpelerimi ve yüzüklerimi birinin üzerinde fotoğraflatma imkânım yok; alıcı parçanın boyunu neye bakarak anlayacak?
Manken gerekmez; bir el yeter. Parçayı kendi elinizde, bileğinizde ya da bir yakınınızın kulağında, gün ışığında çekin. Bunu istemiyorsanız her fotoğrafta aynı tanıdık eşyayı kullanın; alıcı parçaları birbiriyle de kıyaslayabilsin. Yanına santimetre ve gram olarak ölçüyü yazın. Kusursuz bir stüdyo karesi değil, boyu doğru anlatan sade bir kare aranır.
Salonumu yeniledim ama sitedeki sanal tur eski hâlini gösteriyor; yeni çekim yapılana kadar ne yapmalıyım?
Fark karar değiştirecek türdense turu yayından alın. Masa düzeni, sahne, renkler ya da oda eşyası değiştiyse eski tur misafire olmayan bir yeri gösterir. Yerine telefonla çekilmiş, bugünkü hâli gösteren birkaç kare ve çekildikleri tarihi koyun. Değişiklik bir perdeden ibaretse tur kalabilir; yanına neyin değiştiğini belirten kısa bir açıklama konur.
Üyeliksiz siparişe izin verirsem müşterilerime sonradan kampanya duyuramam; bunu nasıl çözerim?
Duyuru göndermek üyelikten ayrı bir konudur ve ayrı bir izin ister. Sipariş formunun sonuna, önceden işaretlenmemiş bir kutu konur: “Kampanyalardan haberdar olmak istiyorum.” İşaretleyen kişi gerçekten istiyordur; elinizde az ama istekli bir liste birikir. Zorunlu üyelikle toplanan adreslerin çoğu ise duyuru beklemeyen kişilere aittir. İznin nasıl alınacağını ve saklanacağını bir hukukçuya danışın.