Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, sayfanın kendi sözünü düzeltir: işi yapan kişinin ayrı sayfası, el işi ürünlerde parçadan parçaya değişen ayrıntı, açıkça yazılmış iade ve teslimat koşulları ve arama sonucunda adınızın altında çıkan bağlantılar bu çalışmanın konusudur.
Site İçi SEO İşi Yapan Kişiyi Tanıtan Sayfayı Neden Ayrı Yazar?
Mardin merkezde eski sokakları gezdiren bir rehberin adı, yürüyüş bittiğinde misafirlerin telefonuna kaydedilir; onu gönderen acentenin adı ise çoğu zaman unutulur. Aylar sonra misafirlerden biri o adı yola çıkacak bir arkadaşına verir, arkadaşı da arama kutusuna yazar. Acentenin sitesinde rehberin adı yalnızca bir grup fotoğrafının altında geçer. Site içi SEO, işi yapan kişiye bu yüzden ayrı bir sayfa açar.
İnsanlar işletmeyi aradığı kadar kişiyi de arar: gümüşü tel tel işleyen ustayı, komşunun övdüğü diş hekimini, düğün fotoğrafını çeken fotoğrafçıyı. Arama kutusuna adı, mesleği ve çoğu zaman ilçeyi yazarlar. Sitede bu aramaya cevap veren bir sayfa yoksa cevabı başkası verir: bir firma dizinindeki eski kayıt, yıllardır dokunulmamış bir sosyal medya hesabı, kimi zaman da başka bir şehirde yaşayan bir adaş.
Bu sayfada önce ad durur; insanların söylediği biçimiyle, yanında varsa resmî yazılışıyla. Ardından kişinin ne iş yaptığı, hangi işleri aldığı ve hangilerini almadığı yazılır. Eğitimi ya da ustalık geçmişi ancak doğruysa ve olduğu kadarıyla anlatılır: kimin yanında yetiştiği, hangi okulu bitirdiği. Yıllar yuvarlanıp büyütülmez. Bir de fotoğraf konur: stüdyo pozu değil, çalışırken çekilmiş gerçek bir kare; rehber sokakta, usta tezgâhında.
Sayfa, kişiye ne sorulabileceğini ve ona nasıl ulaşılacağını da söyler: hangi günler çalıştığını, randevuyla mı görüştüğünü, mesajlara kimin cevap verdiğini. Kural yalındır: bir kişi, bir sayfa. O kişinin yaptığı her hizmetin sayfasından adına bağlantı verilir; kişi sayfası da o hizmetlere geri bağlanır. Böylece “rehberli eski şehir yürüyüşü” sayfasını okuyan, yürüyüşü kimin yaptıracağını tek dokunuşla öğrenir.
Sayfaya girmeyecek şeyler de vardır. Kişinin taşımadığı bir unvan yazılmaz; “uzman” gibi sözcüklerin kimi mesleklerde yasal bir karşılığı bulunur. Kendini herkesin önüne koyan övgü sıfatları da yazılmaz, çünkü kanıtlanamaz. Diş hekimliği ya da avukatlık gibi kendi kuralları olan mesleklerde sayfaya yalnızca o mesleğin tanıtım kurallarının izin verdiği bilgiler konur; tereddüt edilen satır, önce meslek odasına sorulur.
Sayfanın bakımı da vardır. Usta emekli olduğunda, rehber başka işe geçtiğinde sayfası yayında unutulmaz; kaldırılır, adresi ilgili hizmete yönlendirilir. Ad ve fotoğraf kişinindir; sayfa onun onayıyla yazılır. Site içi SEO işine ücretsiz çekülle başlarız; çekül, duvarın eğrisini göze bırakmayıp ipe soran ustanın aletidir ve sitenize dışarıdan tutulur. Ayrılmış birinin hâlâ duran sayfası orada oynak taş, yani yerine oturmamış parça olarak yazılır.
El İşi Bir Üründe Fotoğraftaki Parça ile Gönderilen Parça Aynı Değilse Sayfa Bunu Nasıl Söyler?
Mardin merkezde bir atölyeden yollanan paket açılır; pamuğun arasından gümüş bir kolye ucu çıkar. Alıcı onu ekrandaki fotoğrafın yanına tutar: ortadaki çiçeğin telleri fotoğrafta biraz daha sık, kenardaki kıvrım biraz daha açıktır. Kusur yoktur, aldatma da yoktur; telkâri elde bükülür ve usta aynı çiçeği iki kez aynı biçimde bükemez. Yine de alıcı duraksar, çünkü sayfa ona bunu önceden söylememiştir.
El işinde iki parça birbirinin aynısı olmaz. Telkâri kolye ucu tel tel bükülür; taş ustasının oyduğu motif, keskinin o günkü izini taşır; bıttım sabununun her kalıbı elle kesilir, rengi kazandan kazana bir ton oynayabilir. Sitedeki fotoğraf bunlardan yalnızca birini gösterir. Alıcının eline geçen, o karedeki parçanın kendisi değil, aynı elden çıkmış bir kardeşidir. Sayfa bunu saklarsa hayal kırıklığını kendi hazırlar.
Bunu söylemenin yeri, sayfanın dibindeki koşullar bölümü değildir; gözün düştüğü yerdir. Fotoğrafın ve ölçünün hemen yanına tek bir cümle yazılır: “Her parça elde yapılır; size gelecek olan, fotoğraftakinin eşi değil, benzeridir.” Alıcı bu satırı fiyatla aynı anda görür ve kararını bilerek verir. Aynı cümle sepette ve sipariş onayında bir kez daha yinelenirse sonradan kimse şaşırmaz.
Cümle neyin değişebileceğini de saymalıdır: gümüşün tonu, desendeki küçük bir ayrıntı, belirli bir aralık içinde ağırlık. Neyin hiç değişmediği de yazılır: malzeme, işçiliğin türü, parçanın hangi boyda satıldığı. “Farklılık olabilir” gibi ucu açık bir söz alıcıyı korumaz, yalnızca kuşkulandırır. Sınırı çizilmiş bir cümle ise iki tarafa da ölçü verir: neyin kusur sayılacağı, neyin el işinin doğası olduğu baştan bellidir.
Tek üretilmiş parçada durum tersinedir ve bu da açıkça yazılır: “Fotoğraftaki parçanın kendisi gönderilir.” Böyle bir parça satıldığında sayfası silinmez; “satıldı” notu düşülür, benzer işlere bağlantı verilir, çünkü o adresi kaydeden ya da paylaşan biri çıkabilir. Çok üretilen modellerde ise tek kare yetmez: aynı modelin üç dört ayrı parçası yan yana gösterilir, alıcı farkın ne kadar olabileceğini kendisi görür.
Bu açık sözlülük çoğu zaman iadeyi ve kırgın yorumu azaltır; beklediğini bulan alıcı şikâyet etmez. Aramaya da yarar: “el yapımı”, “tek parça”, “telkâri” diye arayan kişinin yazdığı sözcükler sayfada resim olarak değil, yazı olarak durur. Site içi SEO açısından iş, bu bilgiyi koşullar sayfasından çıkarıp alıcının gözünün düştüğü yere koymaktır. Fotoğrafla tutmayan ürün sayfası, çekülde oynak taş sayılır.
İade, Değişim ve Teslimat Koşullarını Açıkça Yazmak Okura Neyi Gösterir?
Sepette bir çift gümüş küpe ile bir paket badem şekeri bekliyor. Alıcının parmağı ödeme düğmesinin üzerinde durur; basmadan önce sayfayı bir kez daha yukarı kaydırır. Aradığı şey bir fotoğraf değil, bir cümledir: küpe yakışmazsa geri gönderebilir miyim, şeker ezilmiş gelirse ne olur, paket hafta sonuna yetişir mi? Cevabı bulamazsa sekmeyi kapatır; çoğu zaman da dönmez.
Cevap iki yerde durur: yalın bir dille yazılmış ayrı bir sayfada ve satın alma düğmesinin yanındaki üç dört satırlık özette. Özet şunları söyler: geri göndermek için ne kadar süre olduğunu, dönüş kargosunu kimin ödediğini, paranın hangi yoldan ve ne zaman geri verildiğini, siparişin hangi günler kargoya verildiğini ve yolda genellikle ne kadar kaldığını. Yalnızca işletmenin gerçekten yaptığı yazılır.
Geri alınamayan ürünler de açıkça sayılır. Müşterinin adı işlenmiş bir gümüş, ölçüye göre kesilmiş bir taş, ambalajı açılmış bir sabun ya da yiyecek başkasına satılamaz; bunun ürün sayfasında, sipariş verilmeden önce görünmesi gerekir. Kırık ya da eksik gelen paket için de yol tarif edilir: alıcı kime yazacak, hangi fotoğrafı gönderecek, yenisi mi yollanacak, parası mı ödenecek?
Bir çizgi vardır: tüketicinin yasadan gelen hakları, sayfada ne yazarsa yazsın yerinde durur. “Hiçbir üründe iade yoktur” gibi bir cümle bu hakları ortadan kaldırmaz; yalnızca işletmeyi kuralı bilmeyen biri gibi gösterir. Biz hukuk danışmanlığı vermeyiz. Metnin düzenini ve dilini kurarız; koşulların mevzuata uygun olup olmadığına bir hukukçunun bakması gerekir. Sayfa, yasanın verdiğinden azını vaat etmemelidir.
Bu sayfalar aranır da. İnsanlar işletmenin adının yanına “iade”, “kargo kaç günde gelir”, “değişim var mı” yazar; cevap sizin sayfanızda yoksa bir şikâyet sitesindeki eski bir yazıdan öğrenilir. Koşulları açık yazılmış bir site, arkasında gerçek bir işletmenin durduğunu da gösterir. Arama motorlarının buna ne kadar ağırlık verdiğini dışarıdan bilemeyiz; bildiğimiz, alıcının ödemeden önce tam da bu satırları aradığıdır.
Koşullar sayfasına her ürün sayfasından ve sayfaların en altında yinelenen alt bilgiden bağlantı verilir; ziyaretçi aramak zorunda kalmaz. Metin tek yerde tutulur: ürün sayfası bir süre, koşullar sayfası başka bir süre söylüyorsa alıcı hangisinin geçerli olduğunu çıkaramaz. Çekülde bu çelişki oynak taş olarak yazılır. Site içi SEO taş listesinde, yani onayladığınız aylık iş sırasında, çelişkinin giderilmesi çoğu zaman başlarda yer alır.
Arama Sonucunda Adınızın Altında Çıkan Alt Bağlantıları Kim Seçer?
Kızıltepe’de bir kuyumcu, bilezik seçen bir müşterisinin elindeki telefona bir an göz atar. Dükkânın adı aratılmıştır; sitenin sonucu en üsttedir ve altına daha küçük harflerle dört bağlantı dizilmiştir: “Ürünler”, “İletişim”, “Hakkımızda” ve “Çerez Politikası”. Sonuncusunu oraya kimse koymamıştır. Kuyumcu akşam siteyi yapan kişiyi arar: o bağlantıyı kaldıracak bir düğme var mıdır, bunları kim seçmektedir?
Seçen arama motorudur ve bunu kendiliğinden yapar. Bu küçük bağlantılar satın alınmaz, ısmarlanmaz; doldurulacak bir başvuru formu da yoktur. Arama motoru, adınızı yazan kişinin sitenizde büyük olasılıkla nereye gitmek isteyeceğini kestirmeye çalışır ve sitenizin düzeninden çıkardığı birkaç sayfayı oraya koyar. Hiç koymayabilir de; küçük ya da yeni sitelerde alt bağlantılar çoğu zaman görünmez.
Elinizde olan, seçimi kolaylaştırmaktır. İlk yardım açık bir düzendir: anasayfadan ana bölümlere, oradan alt sayfalara inen, her sayfanın yeri belli bir site. İkincisi yalın adlardır. “İletişim”, “Odalar”, “Ürünler” ne olduğunu söyler; “Dünyamız”, “Hikâyemiz”, “Biz” söylemez. Sayfanın adı süslü bir sözse arama motoru onun altında ne bulunduğunu çıkaramaz; adınızı yazan ziyaretçi de o bağlantıya neden dokunacağını bilemez.
Üçüncüsü tutarlılıktır. Aynı sayfaya menüde “Ürünler”, alt bilgide “Koleksiyon”, yazıların içinde “Bilezikler” deniyor, başlığında ise “Hoş geldiniz” yazıyorsa arama motoru önünde dört ayrı ad bulur. Her sayfaya tek ad seçilir ve ona giden bütün bağlantılarda o kullanılır. Yazı da tasarım da kod da bizde tek ekibin işidir; ad üç yerde birlikte değişir. Aynı işi gören iki sayfa da bire indirilir.
Yanlış bir sayfa alt bağlantı olarak çıkıyorsa tek tek kapatılacak bir anahtar yoktur. İki yol kalır. Sayfa önemliyse ama adı yanıltıyorsa başlığı düzeltilir. Çerez metni ya da sepet gibi, aramadan gelen birinin işine yaramayacak bir sayfaysa arama sonuçlarının dışında tutulabilir; bunun için sayfanın koduna “beni sonuçlarda gösterme” anlamına gelen kısa bir satır eklenir. Değişikliğin sonuçlarda görünmesi zaman alabilir.
Alt bağlantılar en çok adınızla yapılan aramalarda görünür; sizi zaten arayan kişiye kestirme yol olur. Site içi SEO onları bu yüzden ayrı bir hedef saymaz, düzenli bir sitenin kendiliğinden gelen sonucu olarak görür. Sayfa adlarınız ve iç bağlantılarınız dışarıdan okunabilir. Yapmanız gereken, site adresinizi bize yazmak; ücretsiz çekülü tutar, adı tutmayan sayfaları oynak taş olarak yazarız.
Ustam “adım internette dolaşmasın” diyor; onun sayfasını açmadan atölyenin işini nasıl tanıtırım?
Onayı olmadan adı da fotoğrafı da yayımlanmaz; bu onun kararıdır. İş yine anlatılabilir: atölyenin sayfasında tekniği, kullanılan malzemeyi, bir parçanın kaç aşamadan geçtiğini yazarsınız. Yüz yerine tezgâhı ve iş üstündeki elleri gösteren fotoğraflar kullanılır. Usta ileride fikrini değiştirirse kendi sayfası o gün açılır ve hizmet sayfalarına bağlanır.
Aynı modelden onlarca sabun ve kolye satıyorum; her parçayı tek tek fotoğraflamam mı gerekiyor?
Gerekmiyor. Çok üretilen bir modelde aynı işin birkaç ayrı parçasını yan yana gösteren kareler ve neyin değişebileceğini söyleyen tek cümle yeter. Ayrı fotoğraf, tek üretilmiş parçalarda ve farkın fiyatı değiştirdiği durumlarda gerekir; taşı, ölçüsü ya da deseni belirgin biçimde ayrılan parça kendi karesiyle satılır. Yeni üretim öncekinden gözle görülür biçimde farklı çıktığında kareler yenilenir.
İade ve teslimat koşullarını benzer ürün satan başka bir sitenin sayfasından alıp kendi adımı yazsam ne olur?
O metin başka bir işletmenin düzenini anlatır: onun kargo günlerini, onun sürelerini, onun geri ödeme yolunu. Alıcı sizin yapmadığınız bir cümleye güvenip sipariş verdiğinde tartışma başlar ve yazılı olan cümle size karşı gösterilir. Kendi yaptığınızı kısa cümlelerle yazın: hangi gün kargoya verirsiniz, neyi geri alırsınız, parayı nasıl ödersiniz. Sonra metni bir hukukçuya okutun.
Dükkânımın adını aratınca alt bağlantılar hiç çıkmıyor; sitemde bir eksik mi var?
Tek başına bir eksiğe işaret etmez. Arama motoru bu bağlantıları yalnızca arayana yararlı olacağını düşündüğünde gösterir; birkaç sayfalık ya da yeni açılmış sitelerde çoğu zaman göstermez. Kimse onları çıkartmanın sözünü veremez. Elinizde olan bellidir: sayfalara yalın adlar vermek, menüyü sade tutmak, her sayfaya sitenin içinden aynı adla bağlantı vermek. Gerisi arama motorunun kararıdır.